16
Ani bir şekilde arkasını dönen ikilinin yüzünde beliren şaşkın ifade hızla yok olsa da Jayda gülümsemeden edemedi. Pencereye daha yakın duran koyu kestane saçlı erkek ve çaprazında kapıyla salon olarak kullandıkları alanın ortasındaki kız hızla üstüne atıldığında o da hiç düşünmeden pencereden içeri atladı. Takip ettiği kişi ikisi gibi de görünmüyordu, erkek olan daha uzun ve kız ise kaslı bile olsa kadınsı bir vücuda sahipti. Ama Jayda bu konuda hata yapmış olamazdı. Zaten askının üstündeki önlük bunu kanıtlar nitelikte duruyordu. Üçüncü bir kişi mi vardı? Sanmam. Öyle biri olsaydı o da burada olurdu. Kız kendisine bıçak fırlattığında düşüncelerinden sıyrılıp eğildi. Meyve bıçağı olduğunu düşündüğü nesne hızla açık pencereden dışarı uçmuştu.
"Umarım birisinin kafasına düşmez."
Kendisine daha yakın olan erkek yanına ilk ulaşan oldu. Dairede dövüşmeleri için fazla alan olmasa da Jayda koltuğun üstünden atlayıp sehpayı aşabilmeyi başararak boş alana yöneldi. Böylece ikisine karşı kendisini savunabileceği yeterli mesafeyi sağlayabilecekti.
Soluk benizli çocuk cılız bile görünse oldukça güçlü olmalıydı çünkü kız saldırmak için gelirken Jayda'nın kollarını ondan kurtarması uzun sürmüştü. Ama aynı zamanda dövüşmek ya da kendisine vurmaktan çekiniyor gibi bir hali de vardı. Bir iki kez elindeki sopamsı silahı kendisine savursa da Jayda'ya zarar vermek gibi bir niyeti yok gibiydi. Daha ziyade uzak tutmaya çalışıyor gibi. Hava karardıkça ortamdaki tek ışık masa lambası ve dairenin diğer odasından gelen aydınlıktı ama Jayda çevresinin saate göre olması gerektiğinden daha karanlıklaştığını hissediyordu. Karanlığa ormandan alışığım. Eğilerek kollarına asılmış olanın ayaklarını yerden kesecek şekilde tekme attı. Okunu kullanmak ya da ikisini de çok ağır yaralamak istemiyordu. Bilgi için onlara ihtiyacı vardı. Bu hareketine hazırlıksız yakalandığı için dengesini kaybetse de kolay kolay yere devrilecek gibi değildi. Yine de bu Jayda'ya kızla uğraşması için zaman kazandırmıştı. İkiye bir dövüşlerde kazansa da şu an bunu kan akıtarak yapmak istemiyordu. Üç adımda yanına ulaşan kızın yumruğundan hızlıca eğilerek kaçtı ve yumruğunu kızın karnına doğru savurdu. Jayda'nın eli ağırdı. Kız bir anlığına sendelese de geri çekilmemişti. Takdir edilesi. Jayda kendisine doğru gelen çocuğun göğsüne yumruğu geçirip koltuğa fırlattığında sırt çantasının yakınına düşüşünü izledi. Yeniden toparlanması uzun sürmeyecek gibiydi. Bunu sabaha kadar yapamam, işlerim var. Bıçakları da dansçı da üzerindeydi. Bir hamlede ikisinin de icabına bakabilirdi. Silah yok Jayda. Kız yeniden üzerine atıldığında bu sefer karşı koymak yerine kızın kendisini yere devirmesine izin verdi. Kendisine vurmaya çalışan yumrukları tutsa da hafif görünen kızın sıkıca kendi vücuduna kenetlenmiş bacaklarını ayırmak için hiçbir şey yapmıyordu. Bu sırada diğeri olanları izliyor gibiydi çünkü bir süredir dışarıdan bir müdahalede bulunmamıştı. Kızın birkaç yumruğunu daha savurduktan sonra bacağına asılıp çevirdiğinde üstte durma sırası Jayda'ya gelmişti. Kızın kollarından tutarak ayağa kaldırdı ve duvara fırlattı. Biraz sert fırlatmış olmalıydı çünkü erkek olan panikle kıza doğru koştu. Kalkarken arkadaşının yardımını kabul etmemiş bile olsa aldığı darbe bu dövüşü ve yenilgiyi sırtında bir morluk olarak kendisine hatırlatacaktı. Jayda bu sırada bileğindeki yaya okunu geçirerek duvar tarafındaki ikiliye doğrulttu. Diğer elinde de bıçağını tutuyordu.
"Sakın hareket etmeyin!" Nefesini düzenlemesi hiç uzun sürmemişti. Ormanda bundan çok daha fazla efor sarfediyordu.
Duvar tarafına sinmiş iki yüz de kendisine öfkeyle baksa da kız yenilgiyi yedirememiş gibiydi. Erkek olan ise sakin görünüyordu. Bu bir anlığına ikizini aklına getirdi. Acaba Jayda ve Jayden da karşıdan böyle mi görünüyorlardı? Muhtemelen Jayden daha neşelidir. Jayden en sakin anı bile bir esprisiyle canlandırırdı.
"Bakın sizi öldürmek ya da zarar vermek istemiyorum, tamam mı?"
"Kafamıza silah doğrultmuşken buna inanmamız biraz zor." Kız tıslar gibi konuşmuştu.
"Biliyorum ama..." Sesinin elinden geldiğince dostane olmasına çabalıyordu. Arkadaş edinmek konusunda hiçbir zaman iyi olamamıştı. "Aradığım şeyi verirseniz çekip gideceğim." Elindeki bıçağı bırakmasa da tehditkar duruşunu bozmaya çalıştı. Ok tutan kolunu indirmişti. Üzerime yeniden atılırlarsa saplayabileceğim kadar bir değişiklik."Kimsenin daha fazla incinmesine gerek yok."
"Yapacağını yaptın zaten." Kız Jayda'yı süzerek konuşmuştu. "Yabancı." Yanındaki arkadaşı ya da kardeşi ortamı yumuşatmak istercesine öne atılana kadar gergin bakışmaları sürecek gibiydi.
"Ne istiyorsun?" Jayda güçlü ve tok bir ses duymayı kesinlikle beklemiyordu. Kaç yaşında acaba? Kendisine sakince bakan gözler, kavganın bitmiş olmasına rahatlamış gibiydi. Jayda nedense kıza göre daha fazla güvenmişti bu adama.
"Bu önlüğe ihtiyacım var." Jayda sakince kapının girişine yakın duran askılığın üstündeki önlüğü gösterdi. "Ve..." Onlara güvenebilir miydi? Önlüklü olan her kimse burada yoktu ama kulüpten kapıdaki muhafızlara fark ettirmeden çıkan kişi her kimse o da Jayda gibi saklanmak istiyordu. Dikkat çekmemek için hızlıca ortamdan uzaklaşmıştı. Bu onlara güvenmem için yeterli mi? Önlüğü kullanabilmesi için madenlere girmeliydi ama oraya nasıl gireceği konusunda hiçbir fikri yoktu. Önlüğü alıp kulübe gidebilirdi. Bu daha mantıklı bir yol olurdu. Ama içinde bu insanlarla kalması gerektiği hissi de vardı. Kendisi gibi aranıyor olabilecek insanlar. Hepsi bir olasılık. Sorsa ne kaybederdi ki? İnfaz edilecek mahkumların tutulduğu hapishaneye nasıl gireceğim dese. Ama bu kendisinin kim olduğunu da öğrenmeleri demekti. Bunu yapamazdı. İpin ucunda yalnızca kendi hayatı yoktu. Sadece önlüğü alacaktı ve sonra kulübe gidecekti. Oradaki plan kafasına yatarsa onu uygulayacak yatmazsa da haritaları alıp kardeşini kendisi kurtaracaktı.
"Ve ne?" Kız siniri geçmiş görünse bile sabırsız görünüyordu. Jayda'ya gram güvenmediği her bakışından belliydi. İnan hislerimiz karşılıklı.
"Vesi yok. Önlüğe ihtiyacım var." Sadece önlük.
İkisi birbirlerine bakıp ne yapacaklarına karar vermeye çalışırken Jayda da daireyi incelemeye başladı. Arkasındaki kapıya uzanan duvara dayanmış ahşap masanın üstünde bazıları açık defterler ve üstü çizimlerle dolu kağıtlar vardı. Biri Jayda'nın girdiği pencere olan cam boyunca devam eden L şeklindeki ikili koltukların ortasındaki sehpa krem rengi bir halının üstünde duruyordu. Halı koltukların altına doğru uzanacak şekilde yerleştirilmişti. Daire havadar ve hem masanın kenarından hem de koltukların arkasından gelen sokak ışıklarıyla aydınlıktı. Jayda'nın daha önce duymadığı, muhtemelen adalara özel baharatlı sabunların durduğu koli etrafa tatlı ve ferah bir koku yayıyordu. Yoğun olmayan şekerli kokuyu kız üstüne çullandığında da almıştı. Muhtemelen kız adalıydı. Erkek olan adalı olamayacak kadar açık tenliydi. Jayda yanındaki askılığa baktı. Pencereden içeri atlamadan önce içeriye bakarken de bu askılık dikkatini çekmişti. Yüksek askının üstünde maden çalışanı armalı önlük dışında farklı ölçü ve renkteki kumaşlardan çeşit çeşit kostümler vardı. En öne asılmış kırmızı elbisenin V yakası neredeyse tüm vücudu teşhir edecek yırtmaçlarla birleşiyordu. Jayda kıyafetlere ve giyim kuşama fazla meraklı olmasa da böyle bir elbiseyi ömründe bir kez giymek isteyeceğine karar verdi. Belki bu kadar açık saçık olanını değil. Ormanda elbise giymesi için hiçbir sebep olmamıştı. Sadece düğünlerde özel kıyafetler giyilirdi ama etekli kostümler için daha fazla para harcanacağından sadece gelinler istiyorsa elbise alınırdı. Düğünleri düşünmek göğsündeki yumruyu yeniden Jayda'ya hatırlatmıştı. İstemeden de olsa elini boynundaki zincire ve ucundaki yüzüğe dokunurken buldu.
"Tamam sana önlüğü verebiliriz. Ama önce bize bir iyilik yapman lazım." Kız tepkisini tartarak Jayda'ya bakarken kollarını birbirine kenetlemişti. Üstün pozisyonda olduğunun farkındaydı. "Uglen'de hiçbir şey karşılıksız olmaz." Kız, arkadaşının yanında çaresizce bir inilti çıkararak kafa sallamasını umursamamış gibiydi.
"Ne istiyorsunuz?" Dinlemekten zarar gelmezdi. Son isteği burada bir cinayet işlenmesine yardım etmekti ama isteklerini dinlemeden bir yargıda bulunmak mantıksız olurdu.
"Şimdilik bilemiyoruz. Sanırım bir süre buralarda kalman gerekecek."
"İşte bunu yapamam. Ya bana bu birkaç gün içinde halledilecek bir şey söyleyin ya da anlaşma iptal." Jayda'nın bu saçmalığa daha fazla harcayacak vakti yoktu. "Yapılacak işlerim var." Kurtarmam gereken biri.
Anlaşmanın iptal olmasıyla onların kaybedeceği bir şey olmasa bile karşılarına çıkan yeni fırsatı kapı dışarı etmek istemiyor gibilerdi. Jayda herhangi bir görevlerinde kullanabilecekleri bir piyondu. Savaşmayı bilen bir piyon. Onlar düşünceli düşünceli bakadursun Jayda da masanın üstüne saçılmış kağıtları daha net görmek için parmak ucuna kalkmıştı. Defterlerlerdeki kargacık burgacık yazıları okuyamasa da kağıtlardaki çizimlerin birkaçına yabancı değildi. Bazılarına mürekkeple yazılar yazılmış kağıtların üzerinde şifresiz kasa kırma modellerinin detaylı çizimleri vardı. Sando'nun kamptayken kendisine öğretmeye çalıştığı modeller. Jayda içinde köpüren umut dalgalarını hissedebiliyordu. Heyecanını dinginlemeye çalışarak, yapabildiği en soğukkanlı şekilde arasında konuşan ikiliye döndü.
"Kasa açmayı mı öğrenmeye çalışıyorsunuz?" Öğrendiklerim işime yarayabilir.
Kız hızla masanın üstündeki kağıtları toparlamaya girişince Jayda sırıtmadan edemedi. Planlarını yabancıyla paylaşmak istemiyor. Benim gibi. Şifresiz kasa açması gerekiyorsa kız da gizli bir iş yapacaktı. Bu da Jayda'nın, karşısında duran ikili hakkında haklı olabileceğini destekliyordu. Kraliyetten ve askerlerden saklanıyorsanız, kraliyetin karşısındasınız demekti. Bu sınıflandırmanın ortası yoktu. Eğer yeterince ısrar ederse onlara yardım etmesini kabul edebilirlerdi. Belli ki bu onlar için, özellikle kız için oldukça önemli bir şeydi.
"Bir belge almamıza yardım etmen lazım." Kızın arkadaşı Jayda'ya yaklaştığında kızın kendisine yönelttiği öfkeli bakışları umursamamıştı.
"Nasıl bir belge?"
Jayda ışığa yaklaşan adamın yüzünü şimdi daha net görebiliyordu. Koyu kestane renkli düz saçları soluk benizli teninde daha da koyu görünüyordu. Koyu zümrüt yeşili gözleri zayıf yüzüne gizemli ve donuk bir hava katıyor olsa da Jayda gözlerinin içindeki iyi niyeti doğru hissettiğinden emindi. Aradaki buzları eritmek için ilk adım atan nihayetinde o olmuştu. Öte yandan kız, arkadaşının yaptığını onaylamaz bakışlarıyla yargılamayı tercih etmişti. Siyah beyaz tenli kızın sağ gözünün çevresindeki beyaz teni ve o bölgede kalan beyaz kaşı, kısılan kahverengi gözleriyle kasılmıştı. Koyu kahverengi düz saçları sportif vücuduna geçirdiği siyah kıyafetine dökülüyordu. Jayda'nın şu ana kadar gördüğü en mistik kadınlardan biriydi.
"Bu seni ilgilendirmiyor." Kız şüpheyle kıstığı gözlerinde ağır basan merak duygusunu gizleyememişti. "Kasa açmayı biliyor musun?" Cevabını bilse de emin olmak isteyen bir tavırla sormuştu.
"Bir şeyler biliyor olabilirim." Jayda mümkün olduğunca sıcakkanlı davranmaya çalışıyordu. Jayden benimle gurur duyardı. İkilinin ikiziyle kendisine benzemesi bunu kolaylaştırıyordu. "Bana yardım edecek misiniz?"
"Önce belgeyi alalım da."
O zaman anlaşma iptal değildi. Ama önce belgeyi alma planı Jayda'nın kardeşini kurtarma planını baltalayabilirdi. Sözünün eri bile olsa aklı Jayden'dayken başka birinin işini yapmak öncelikleri arasında yoktu. Gerçi ikizini kurtardıktan sonra doğruca kaçmaları gerekecekti ki bu sözünü yerine getirmesini daha da zorlaştırırdı.
"Buna vaktimiz yok. Eğer bana yardım etmezseniz size yardım etmem." Kardeşine ulaşması için her halükarda İkiz Sarmal Kulübüne gitmeliydi. Madem karşısında duran bu ikiliye yardım edecekti, önce onlardan bir barış hediyesi almalıydı. Şimdiye kadar sadece kendisi ödün veriyordu. Ne malum onların beni yarı yolda bırakmayacağı? Kendisine merakla bakan ikiliye döndü. Kızın önyargılı tavrını görmezden gelerek konuşmaya devam etti. "İkiz Sarmal Kulübüne gideceğiz. Orada bana yardım edeceklerle buluşmamı sağlayacaksınız ve ben de sizin için kasayı açacağım."
"Bizi kandırmadığın ne malum? Silahları indirdik diye arkadaş olmadık."
Kızın düşüncelerindeki benzerlik bile Jayda'yı neşelendirmişti. Güvenmekten yoksun tek kişi olmadığını bilmek güzel bir duyguydu.
"Sözümü her zaman tutarım. Arkamdan iş çevirmediğiniz sürece."
Arkadaşı Jayda'ya yaklaştığında yüzünde eğleniyormuş gibi bir ifade vardı. Ortamın gerilmesine engel olmak ister gibi bir aceleyle yürümüştü. Kemikli yüzünü kızdan tarafa çevirip konuşmaya başladı.
"Onu Rube'ye götürelim. Konuşsunlar. Sonra belge işini halledelim." Kız ondan beklenmeyecek şekilde tek bir kelime daha etmemişti. Bu çocuğun kız üzerindeki etkisi çok fazlaydı. Adam yeniden Jayda'ya döndüğünde yüzünde zafer kazanmış bir eda vardı, zayıf ellerini ona uzatarak devam etti. "Bu arada ben Oma."